Psikolojik Sorunlar Nelere Yol Açar?

Psikolojik sorunlar tüm dünya toplumlarında ve her insanda görülebilen, etkileri ve belirtileri gözlemlenebilen problemlerdir. Psikolojik sorunları olan kişiler, sağlıklı insanlarla aralarında büyük farklılıklar bulunmamakla birlikte, çoğunlukla normal davranışlar gösterirler.

Psikolojik Sorunlar Nelerdir?

Psikolojik sorun başlığı altında ele alınabilecek ve bu sayfada yer alması beklenebilecek çok sayıda bozukluk bulunmaktadır. Burada en sık görülen psikolojik sorunları alacağız.

Duygudurum Bozuklukları : Depresyon ve Bipolar Bozukluk,

Anksiyete Bozuklukları : Panik Bozukluğu, OKB, Sosyal Fobi, Özgül Fobiler, TSSB,

Psikolojik Sorunların Sonuçları

Psikolojik sorunlar, her insanda farklı bir biçimde ve farklı şiddette görülebilse de, genel olarak belli sonuçları olan problemlerdir.

Psikolojik sorunların en olumsuz sonuçlarından biri, psikolojik sağlık halinin zamanla kaybedilmesidir. Tedavi edildiğinde tedaviye olumlu yanıt veren neredeyse tüm psikolojik sorunlar, tedavi edilmediğinde ise kişinin psikolojik olarak sağlıklı, dengeli halini kaybetmesine neden olur.

Psikolojik Sorunlar Ne Zaman Olumsuz Sonuçlara Neden Olur?

Psikolojik sorunların uzun süreler boyunca tedavi edilmemesi, herhangi bir müdahalede bulunulmaması, olumsuz sonuçlara neden olmaktadır. Çok uzun süre yoğun strese maruz kalınması ve stres konusunda hiçbir müdahale yapılmaması halinde birçok insan baş ağrıları ya da kas ağrıları gibi bedensel problemlerle karşı karşıya kalırlar. Uzun süre tedavi edilmeyen şiddetli depresyonlarda kişinin kendisine zarar vermesi gibi bir sonuçla karşılaşılabilmektedir. Aynı durumda, kişinin depresyon nedeni ile hissettiği suçluluk ve değersizlik hisleri pekişmekte, tedavisi güçleşmektedir (Uzun süre tedavi edilmemesi halinde).

Psikolojik sorunların neredeyse tümünde, tedavi edilmeme nedeniyle olumsuz tablo ortaya çıkması gibi bir sonuçla karşılaşılır. Olumsuz tabloda ortak bazı özellikler bulunur. Kişinin öz bakımını yapamaması, sosyal yaşamdan çekilme, iş performansında düşüş, yakın ilişkilerde bozulmalar gibi özellikler tüm psikolojik sorunlarda mevcut olan özellikler arasındadır.

Psikolojik sorunlar, bir insanın yaşamında bazen çok basit görevleri dahi yerine getirmesine engel olabilir. Bazen de, hayatının önemli ihtiyaçlarını giderebilmesini (Örneğin markete giderek yiyecek almasını) engeller. Bu tür durumlarda kişi hareket edemez hale gelir. İhtiyaçlarını karşılayamaması, gitmek zorunda olduğu yerlere gidememesi kişinin kendine olan güveninin azalmasına neden olur. Bazı insanlar, içinde bulundukları koşullarda kendilerine destek olan kimse olmadığı için çok zor zamanlar geçirirler. Evinden çıkıp alışverişe gitmekte zorlanmak, bazı insanların yaşadıkları “Geçim sağlayamama” diye ifade edebileceğimiz çalışamama, üretememe hali ile karşılaştırıldığında daha kolay bir durumdur. Çevremizde bazen karşılaştığımız, çoğu zamansa gözümüzden kaçan bu durumda olan insanlar var. Psikolojik sorunları tedavi edilmemiş, kendi içinde ya da karanlık bir köşede kalakalmış bu insanların yardıma gerçekten ihtiyaçları var.

Mantıklı olan, psikolojik ve bedensel sağlık halinin birbirini tamamlayan iki önemli parça olduğunu, birinde görülen bir bozulmanın hem bütünü hem de genel sağlığı bozabileceğini bilerek hareket etmektir. Diğer yandan psikolojik sorunların ve hastalıkların pek de önemsenmemesi ve “Ben iyiyim” tavrı yerine, bu sorunları ve hastalıkları tanımak çok önemlidir. Kendimizde, bir yakınımızda eşimizde, dostumuzda psikolojik bir bozukluk bulunduğunda destek verilebilmesi için bu gereklidir.

Psikolojik sorunlar “Soyut” ve “Görünmez” problemler olsa da, etkileri ve sonuçları son derece somut ve gözle görülebilir olan sorunlardır. Depresyonu göremezsiniz, ancak depresyon sonucunda bir insanın yaşamda nasıl zorlandığını, çalışmasının, kendisini iyi hissetmesinin ne denli zor olduğunu gördüğünüzde depresyonu gözünüzde canlandırabilirsiniz. Tüm psikolojik sorunların acilen tedavi edilmeleri, hızlı bir biçimde uzman müdahalesi ile gerekli yardımın verilmesi, kişinin durumunun iyileşmesi açısından çok önemlidir.

Ülkemizde son yıllarda sağlık alanında olumlu gelişmeler yaşanıyor. Hastanelerimiz ve hasta kapasiteleri giderek artıyor. Bunlar güzel gelişmelerdir. Bizler de toplum olarak, psikolojik hastalıkları olan tanıdıklarımızın, yakınlarımızın en kısa sürede tedavi olmalarının sağlanması için üzerimize düşeni yapmak ve onlara tedavi imkanı sunmaktır. Devletimizin bünyesinde ya da özelde bu konuda hizmet veren uzmanlardan yardım alınabilir. Önemli olan, psikolojik hastalıkların tedavi olmadan kalmaması, tam aksine tedavi edilerek mevcut sorunların ve de ileride ortaya çıkması muhtemel daha büyük problemlerin önüne geçilmesidir kanaatindeyim.

Evlilikte Duygusal İhmalkarlık Nedir?

Evlilik ilişkisinde duygusal ihmalkarlık, evli olunan eşe verilmesi beklenen duygusal desteğin birden ve tümüyle çekilmesidir. Duygusal ihmale maruz bırakılan eş kendisini yalnız ve çaresiz hisseder.

Eşlerin evlilik ilişkisindeki önemli sorumluluklarından biri de birbirlerine duygusal olarak yakın bir ilişki kurmalarıdır. Duygusal yakınlığın yanında, ilgili, hisseden, dinleyen, eşin anlattıklarını önemseyen bir yaklaşım evlilik ilişkisinin doğasında bulunur.

Duygusal ihmal davranışı, eşin ihtiyacı olan duygusal desteğin kesilmesini, bu yaptığı davranışın nedeni sorulduğunda ve bu davranışın ihmal edilen eşe acı verdiği ifade edildiğinde ise umursamaz bir tavırla kendisini gösterir.

Evli çiftlerin zor zamanlarında birbirlerinin iyi hissetmesine yardımcı olmaları beklenir. Birinin zor bir zamanında diğeri ilgisiz ya da kayıtsız kalabiliyorsa, o zaman ilişkide ciddi bir sorun olduğu düşünülmelidir. Duygusal ihmalkarlık yapan eş, acı çeken eşinin acısını umursamaz. Eşiyle evliliğinde 20 yıl da birlikte yaşamış olsa, onunla hiçbir bağ kurmamış gibidir. Eşine uyguladığı duygusal ihmalkarlık ve umursamazlık, aslında diğer insanlara karşı da farklı biçimlerde kendini ortaya koyar. İş yerindeki arkadaşının acılarını da umursamaz. Sadece kendi bencil zevklerinin peşinde koşar.

Duygusal İhmal ve Bağlanma

İhmali yapan kişi, eşi ile arasında hiçbir bağ yokmuş gibi hareket eder. Suçluluk ve utanç duymaz, vicdanen herhangi bir rahatsızlık da hissetmez. En ufak bir suçluluk hisseden bir eş, duygusal ihmal davranışından vazgeçebilecektir ancak bu duygu hissedilmediğinde ihmal de devam edecektir.

Normal eşler, normal evliliklerde eşlerini destekleyen ve mümkün olduğunca iyi hissettirmeyi amaçlayan, iyiliğini düşünen bir yaklaşımı benimserler. İlişkinin gelişmesi ve eşler arasında duygusal bağların kuvvetlenmesi için bu zorunludur ve insanlar bunu önemserler.

Evlilik ilişkisinde eşler birbirleriyle bağlanmayı güçlendirmek için çaba göstermediklerinde sonuç ya birbirinden çok uzak ve kopuk iki insan, ya da boşanmayla sonuçlanmış bir evlilik olmaktadır.

Duygusal İhmal ve Zarar Veren Evlilik

İnsanın bedensel ve ruhsal sağlığı için en uygun yaşam ve ilişki biçimi olan evlilik, duygusal ihmalkarlık içindeki bir eşin tutumları ve davranışlarıyla çekilmez bir hal alabilecektir. Çekilmez, katlanılmaz bir işkence halini aldığında ise ihmale maruz bırakılan eşin evliliği devam ettirme ya da bitirme konusunda etraflıca düşünerek mantıklı bir karar alması gerekir. Duygusal ihmale maruz bırakılan kişi acı çeker, suçluluk, utanç, değersizlik, sevilmezlik hislerini yoğun bir biçimde yaşar. Duygusal ihmal bu yönüyle, ilişkiyi toksik (zehirleyici) bir ilişki haline getirir. Zehirleyici ilişkilerin verdiği zararlar iyi hesap edilerek hareket edilmeli, eğer çok zararlı bir hale geldiyse bir an önce zarardan kurtulma yolu tercih edilmelidir.